16 Haziran 2026, Salı
12:37

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Şevket Koç: ''Tahsil Edilemeyen Alacaklarda KDV: Ödediğiniz Vergi Geri Gelir mi?''

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Şevket Koç: ''Tahsil Edilemeyen Alacaklarda KDV: Ödediğiniz Vergi Geri Gelir mi?''

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Şevket Koç, tahsil edilemeyen alacaklarda Katma Değer Vergisi (KDV) uygulamasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

ANKARA -  BHA

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Şevket Koç, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

''Ticari hayatın en önemli risklerinden biri, yapılan satış veya verilen hizmet karşılığında doğan alacağın tahsil edilememesidir. Üstelik sorun yalnızca alacağın kendisiyle sınırlı değil. Çünkü fatura düzenlendiği anda doğan KDV yükümlülüğü, tahsilat yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın devlete karşı yerine getirilmek zorundadır.

Tam da burada şu soru önem kazanıyor:

“Müşteri borcunu ödemediyse, daha önce devlete ödenen KDV’nin akıbeti ne olacak?”

Aslında mevzuat bu konuda önemli bir hak tanımakta. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi belirli şartlara ve resmi belgelere bağlı. 

KDV Tahsilata Değil, Faturaya Bağlıdır

KDV sisteminin temel mantığı gereği, mal teslimi veya hizmet ifası gerçekleşip fatura düzenlendiğinde vergi doğar. Bedelin tahsil edilip edilmediği bu aşamada önem taşımaz.

Mesela;
100.000 TL tutarında bir hizmet verildi ve buna ilişkin fatura düzenlendi. Faturadaki KDV ilgili dönemde beyan edildi ve  ödendi. Ancak müşteri ödeme yapmadı.

Bu durumda işletme hem alacağını tahsil edememiş hem de KDV yüküyle karşı karşıya kalmış olur.

Uzun yıllar boyunca mükellefler açısından ciddi mağduriyet oluşturan bu durum, 2019 yılında yapılan düzenlemeyle önemli ölçüde giderildi.

2019 Sonrası Yeni Dönem

7104 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda, belirli şartların oluşması halinde tahsil edilemeyen alacaklara ilişkin KDV’nin indirim konusu yapılabilmesinin önü açıldı.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken ilk husus, her tahsil edilemeyen alacağın aynı kapsamda değerlendirilmemesidir.

Mevzuat iki farklı kavram öngörmekte:
    •    Şüpheli alacak
    •    Değersiz alacak

Bu ayrım, KDV açısından uygulanacak işlemi doğrudan belirlemekte.

Şüpheli Alacak Nedir?

Bir alacağın tahsilinde sorun yaşanmakta ancak tahsil imkânı tamamen ortadan kalkmış sayılmamaktadır.

Genellikle;
    •    Dava açılmış olması,
    •    İcra takibine başlanmış olması,
    •    Hukuki sürecin devam etmesi

gibi durumlar söz konusudur.

Bu aşamada alacak henüz “kaybedilmiş” kabul edilmez.

Dolayısıyla KDV’nin doğrudan indirim konusu yapılması mümkün değildir.

Ancak ilgili KDV tutarı gider olarak dikkate alınabilir. Böylece gelir veya kurumlar vergisi matrahı azalır ve dolaylı bir vergi avantajı sağlanır.

Değersiz Alacakta Asıl Hak Doğuyor

Tahsil imkânının tamamen ortadan kalktığı ve bunun resmi olarak belgelendiği durumlarda alacak “değersiz alacak” niteliği kazanır.

Mesela;
    •    Mahkeme kararı,
    •    Kesinleşmiş iflas durumu,
    •    Aciz vesikası,
    •    Gaiplik kararı

gibi belgelerle alacağın tahsilinin artık mümkün olmadığı ortaya konulabilir.

İşte bu noktada mükellef, daha önce ödediği KDV’yi indirim konusu yapabilmektedir.

Başka bir ifadeyle, zamanında devlete ödenmiş olan KDV’nin telafi edilmesi mümkün hale gelmektedir.

Şüpheliden Değersize Dönüşen Alacaklarda Dikkat

Uygulamada en çok hata yapılan konulardan biri de budur.

Alacak önce şüpheli alacak olarak değerlendirilmiş ve KDV tutarı gider yazılmış olabilir. Daha sonra aynı alacak değersiz hale gelirse, KDV indirimi yapılmadan önce daha önce gider yazılan tutarın gelir olarak kaydedilmesi gerekir.

Bunun nedeni aynı tutar üzerinden iki ayrı vergi avantajının elde edilmesini önlemektir.

Vergi mevzuatı bu konuda mükerrer faydaya izin vermemektedir.

Sadece Satıcıyı İlgilendirmiyor

Konu yalnızca alacağını tahsil edemeyen satıcı açısından değerlendirilmemelidir.

Çünkü alıcı taraf da bu süreçten etkilenmektedir.

Satıcı, tahsil edemediği alacağa ilişkin KDV’yi indirim konusu yaparken; alıcı taraf da daha önce indirdiği KDV’yi belirli şartlar oluştuğunda hesaplanan KDV olarak beyan etmek zorunda kalabilmektedir.

Bu nedenle süreç her iki taraf açısından da dikkatle takip edilmelidir.

Belgesiz İşlem Yapılamaz

Mükelleflerin en sık düştüğü yanılgılardan biri de fiili durum ile hukuki durumun karıştırılmasıdır.

Borçlunun telefonlara çıkmaması, işyerini kapatması veya ortadan kaybolması tek başına yeterli değildir.

Vergi mevzuatı resmi belge aramaktadır.

Şüpheli alacak için;
    •    Dava dosyası,
    •    İcra takip evrakları,

Değersiz alacak için ise;
    •    Mahkeme kararları,
    •    Aciz vesikası,
    •    İflas belgeleri,
    •    Benzeri resmi evraklar

bulunmalıdır.

Belgesiz olarak yapılan işlemler vergi incelemelerinde ciddi risk doğurabilir.

Sonuç

Tahsil edilemeyen alacaklar işletmelerin nakit akışını bozduğu gibi vergi yükünü de artırmaktadır. Ancak 2019 yılında yapılan düzenleme sayesinde, belirli şartların oluşması halinde daha önce ödenmiş KDV’nin telafisi mümkün hale gelmiştir.

Bu hakkın kullanılabilmesi için alacağın hukuki niteliğinin doğru tespit edilmesi, gerekli belgelerin eksiksiz şekilde temin edilmesi ve muhasebe kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılması büyük önem taşımaktadır.

Unutulmamalıdır ki;

Tahsil edilemeyen her alacak için KDV geri alınamaz. Ancak değersiz hale geldiği resmi olarak ispatlanan alacaklarda, ödenmiş KDV’nin mükellefe geri dönüş yolu açıktır.''
 

Benzer Haberler